Hayattan bir kare


Yazı yok bu sefer. Uzun uzun cümleler yok. Sadece bir fotoğraf ortada olan.

Ailesi aç kalmasın diye sokaklarda esnaflık yapan bir “abi” ile aldığı maaşın hakkını vermek isteyen ve görevini büyük sorumluluk bilinciyle yerine getiren bir “baba”.

Tezat bir karşılaşma bu.

Birbirlerine karşı dururlarken aslında aynı amaç için kafa tutuyorlar birbirlerine, hayata…

Evlerine yemek götürebilmek için.

Edirne Yaprak Ciğerinin en iyi yeri : Aydın Ciğer


Edirne denildiğinde iki şey gelir akla: Selimiye Camii ve Yaprak Ciğer.

Ben de şehre doğru ilk yola çıktığımda aklımda daha çok Selimiye Camii vardı, ama tabi ki gelmişken şu çok övdükleri ciğerin bir tadına bakarım diyordum. Açıkçası çok ciğer meraklısı bir insan değilim. Hatta ciğeri ana yemekten ziyade, sadece “Arnavut Ciğeri” olarak bilen ve masada meze olarak görenlerdenimdir.

Edirne ‘nin altına üstüne getirip görülecek yerleri gördükten sonra açlığımın beni sürüklediği Edirne Çarşı ‘sında yürürken buram buram ciğer kokusu geliyordu ve koca koca “Meşhur Edirne Yaprak Ciğeri” yazılı tabelalarıyla müşterileri içeriye almaya çaışıyordu pek çok dükkan.

Prensip olarak gittiğim bir yörenin yemeğini turistik bir yerden yememeye gayret ederim. Fiyatının yüksek olması bir yana, yöresel lezzetlerini turistlere beğendirmek için tadlarında bazı değişiklikler yaptıklarını düşünürüm. Bu yüzden arada, kuytuda kalmış iyi otantik yemek yapan yerleri bulmak için de taksicilere ya da yoldaki satıcılara sorarım. Yine bu düşüncelerle çarşı içinde güzel çiğerci soracak esnaf aramaktaydım ki bir dükkanının önündeki kuyruk çekti dikkatimi. Önce yeni bir yerin açıldığını ve bedava ciğer dağıtıldığını düşündüysem de farklı portreler fotoğraflama dürtüsüyle sıraya yöneldim.


“Neyin sırası bu?” diye birine sorduğumda “Edirne ‘nin en iyi ciğeri bu restorantaymış, burası da boş masa sırası. Ama paket istiyorsan kapıya söyleyebilirmişsin” dedi. İtiraf edeyim, kendisi de Edirne dışından gelmiş bu kişinin verdiği başkasından duyma bilgiler pek inandırmadı başta. Domino etkisiyle sıradaki herkes bir diğerinin kulaktan dolma bilgisinin gazına gelip neredeyse yirmi kişilik bir sıra oluşturabilir miydi?
Continue reading